Ribat İnsani Yardım



Günümüzde var olan sınırlar, Müslümanların birbirleriyle kaynaşmalarına, dertlerini paylaşmalarına sürekli engel teşkil etmektedir. 
Halbuki ümmetin tüm derdiyle dertlenmek asıl olandır.
Musibet, rahmet ve kudretiyle kâinatı çekip çeviren bir Yaratıcı’nın insana gönderdiği, isabet ettirdiği bir haber gibidir.

Mü’min musibet mektubunu alır, açar ve içindeki haberi okur. Bu haber bazen Kahhariyet ismi celilinde’ndir, bazen Celal. Ama içinde hep rahmet vardır.


Şu âlemde başı boş ve sahipsiz olmadığımızı hatırlatır bize. Dünya hayatının faniliğini, yolculuğumuzun nereye doğru olduğunu, sahibimizin kim olduğunu ve bizden ne istediğini bildirir. Gaflete düşenleri uyandırır ve rahmet kapısına yöneltir. İnkâr içindekilerin gönlüne şüphe tohumları atar. İman edenleri duaya ve ilticaya çağırır. Kısacası, Suriye, Gazze, Arakan, Sudan’da yaşananlar felâket değil bir musibettir. Musibet sadece bu ülkelere değil, hepimize gönderildi. Göndereni tanıyoruz. 

O bizi bizden daha iyi tanıyor. Zamanlaması sonsuz hikmet ve rahmetinin bir tecellisi.Yakından,uzaktan yardımlarımızı seferber ederken bu hikmetin bizden ne istediğini anlamayı ihmal etmeyelim. Beş yıldır Ribat İnsani Yardım Derneği Azerbaycan, Kamerun, Burkina Faso, Gazze, Sudan gibi ümmetin kan ve gözyaşının eksik olmadığı yerlere merhamet eli uzatmak, sofrasına azık, yüreklerine bir inşirah duası olma adına adım atıyor.

Bizler de bu hayır kervanının yol alabilmesi; her türlü rızık ve ihsanda bulunan Rabbimize olan sorumluluğumuzu unutmadan ve unutturmadan mümince bir klas duruş sergilememiz gerekiyor. Tıpkı Ebubekir gibi, Osman gibi, Mus’ab gibi, Hatice gibi…Yarın Ruz-i Mahşerde Yaratan’a sunacağımız bir yetimin duası, ekmeğimizi paylaştığımız bir sinemiz, başını okşadığımız bir elimiz acısını dert edindiğimiz gözyaşımız olsun. Dünyanın neresinde olursa olsun, insanca yaşayabilme özleminde olanlar, kendilerine uzanan az da olsa sade bir elin etrafına, ışığı gören pervaneler gibi yaklaşır da, bir düşünce alır insanı… Onurlu yaşamak isteği…

Çok uzaklarda gri bulutların arasında yok olan; ama bir türlü beklenen rahmetin sağanakları gelmez, yerine yağan birkaç damla gözyaşı… Rabbimiz bekler, bekler ki; rızkı ben vermeseydim, acaba kulum kuluna ne kadar, nereye kadar rızık verebilir? Seyid Mehmet Duman Ribat İnsani Yardım Derneği BaşkanıGünümüzde var olan sınırlar, Müslümanların birbirleriyle kaynaşmalarına, dertlerini paylaşmalarına sürekli engel teşkil etmektedir.

Halbuki ümmetin tüm derdiyle dertlenmek asıl olandır. Musibet, rahmet ve kudretiyle kâinatı çekip çeviren bir Yaratıcı’nın insana gönderdiği, isabet ettirdiği bir haber gibidir. Mü’min musibet mektubunu alır, açar ve içindeki haberi okur. Bu haber bazen Kahhariyet ismi celilinde’ndir, bazen Celal. Ama içinde hep rahmet vardır. Şu âlemde başı boş ve sahipsiz olmadığımızı hatırlatır bize. Dünya hayatının faniliğini, yolculuğumuzun nereye doğru olduğunu, sahibimizin kim olduğunu ve bizden ne istediğini bildirir.

Gaflete düşenleri uyandırır ve rahmet kapısına yöneltir. İnkâr içindekilerin gönlüne şüphe tohumları atar. İman edenleri duaya ve ilticaya çağırır. Kısacası, Suriye, Gazze, Arakan, Sudan’da yaşananlar felâket değil bir musibettir. Musibet sadece bu ülkelere değil, hepimize gönderildi. Göndereni tanıyoruz. O bizi bizden daha iyi tanıyor. Zamanlaması sonsuz hikmet ve rahmetinin bir tecellisi.Yakından,uzaktan yardımlarımızı seferber ederken bu hikmetin bizden ne istediğini anlamayı ihmal etmeyelim.

Beş yıldır Ribat İnsani Yardım Derneği Azerbaycan, Kamerun, Burkina Faso, Gazze, Sudan gibi ümmetin kan ve gözyaşının eksik olmadığı yerlere merhamet eli uzatmak, sofrasına azık, yüreklerine bir inşirah duası olma adına adım atıyor. Bizler de bu hayır kervanının yol alabilmesi; her türlü rızık ve ihsanda bulunan Rabbimize olan sorumluluğumuzu unutmadan ve unutturmadan mümince bir klas duruş sergilememiz gerekiyor. Tıpkı Ebubekir gibi, Osman gibi, Mus’ab gibi, Hatice gibi…Yarın Ruz-i Mahşerde Yaratan’a sunacağımız bir yetimin duası, ekmeğimizi paylaştığımız bir sinemiz, başını okşadığımız bir elimiz acısını dert edindiğimiz gözyaşımız olsun.

Dünyanın neresinde olursa olsun, insanca yaşayabilme özleminde olanlar, kendilerine uzanan az da olsa sade bir elin etrafına, ışığı gören pervaneler gibi yaklaşır da, bir düşünce alır insanı… Onurlu yaşamak isteği… Çok uzaklarda gri bulutların arasında yok olan; ama bir türlü beklenen rahmetin sağanakları gelmez, yerine yağan birkaç damla gözyaşı… Rabbimiz bekler, bekler ki; rızkı ben vermeseydim, acaba kulum kuluna ne kadar, nereye kadar rızık verebilir?

 

Ribat İnsani Yardım Derneğimizin İnternet Sitesi İçin Tıklayın

 

Ribat Aşevimizin İnternet Sitesi İçin Tıklayın