Ribat İnsani Yardım Derneği - MakalelerMakaleler

Abdullah Büyük Abdullah Büyük
25 Mart 2016



Din yaşanmak içindir…



Niyetleri doğru olsa bile, amelleri yanlış ve noksan olan kişiler, din adına dinlerini feda etmektedirler. Tercih ettikleri hizmet alanlarında başarılı olmak için şahsi düşüncelerini dinin üstüne kor gibi bir usule müracaat etmektedirler.

 

Kendilerine göre gerekçeleri: “Şartlar değişmiş, bazı hocalar ve din uleması bizlerin önünü açmak yerine tıkamış, dinimizi yanlış anlamışlardır” gibi yanlışlarına çıkış gerekçeleri bulmuşlardır.
Dinlerini feda etmekte mesafe kat etmiş olan bazı kişiler, adeta dine ihtiyaç duymadan yaşamaya alışmışlardı.  Böyleleri okunan ayetlerden ve hadislerden rahatsızlık duyarlar. Şahsi kanaatler hep önde olur. Din adına dinlerini feda edenler, ne yazık ki dinlerini de bilmemektedirler. Dinimiz böyle kişilerin elini kolunu bağlamış mıdır, yoksa dini bilmediklerinden dolayı, din dışı kaynaklara mı müracaat etmektedirler?

 

Bütün şartlarda yine dine müracaat edilir:

 

Hz. Musa ve İsrail oğullarını, Firavunun şerrinden korumak istediğinde, Rabbimiz, onların izleyeceği yolu beyan etmiştir: “Allah (cc): O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. Çünkü takip edileceksiniz, buyurdu.” (Duhan, 23)

 

Ashab-ı Kehf uykularından uyanıp, içlerinden birini şehre göndermek istediklerinde, şöyle bir tedbire başvurmuşlardır: “... Şimdi siz birinizi bu gümüş paranızla şehre gönderin ... ayrıca çok nazik (ve tedbirli) davransın sakın siz(in bulunduğunuz yer)i hiç kimseye sezdirmesin...” (Kehf, 19)

 

Aklı başında, ileriyi gören beyinler, siyaset ve zaruret ölçüsü ile her zaman taşı gediğine koymuşlardır. Yoksa Allah’ın haramlarını, fütursuzca bir neslin mahvedilmesini kullanmaya yeltenmek, dini feda etmektir.

 

Bu gün yaşamış olduğumuz hayat tarzıyla Allah ve Rasûlünün önüne geçilmektedir. Allah adına yapılacak hizmet ve çalışmaların başlığı:“Allah ve Rasûlün önüne geçmeyin” (Hucrat, 1)talimatıdır. Kitap ve Sünnetin önüne geçmeyin. Ve hatta geçirtmeyin. Hucurât suresinin bu ayeti, tüm prensiplerin  hazırlanmasına rehber bir kaynaktır.

 

İkinci ayeti ise sanki bizleri sarsmaktadır:
“Ey iman edenler. Seslerinizi Peygamberimizin sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygamber’e yüksek sesle bağırmayın; yoksa siz farkına varmadan amelleriniz boşa gidiverir.” (Hucrat, 2)

 

Şimdi düşünelim. Sesini Peygamberimizin sesinin üstüne yükseltmek, O’nun huzurunda bağırarak konuşmak gibi işleri yapanların farkında olmadan yaptıkları amellerini Allah boşa çıkarıyor.
Konuşmamızdaki sesin yüksekliği Müslümana fatura ödettirir ise, O’nun mübarek ağzından çıkan, “Şunları yapın-bunları yapmayın” buyruklarına itibar etmeksizin, ölçüsüz ve ölçütsüz hareket etmenin neye mal olabileceğini hiç düşündük mü?

 

Yine Kitabımıza dönelim ve kulak verelim:

 

“De ki: Size (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildireyim mi? (Bunlar), iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.” (Kehf, 103-104)

 

Allah ve Rasûl’ün ölçülerini beğenmiyor muyuz yoksa?

 

Bir toplantıda, Descartes’tan, Sokrat’tan, Jan Jac Roussue’dan sözler söyleseniz, dinleyenlerden “aferin” alırsınız. Bilimsel konuşmuş olursunuz. Konuşmanızın içine ayet ve hadis koysanız, o zaman orayı camiye çevirmiş olursunuz... Maalesef bugün gelinen nokta budur.
Ayette:

 

“Ey iman edenler. Eğer siz Allah’a (O’nun dinine) yardım ederseniz, O da size yardım eder, ayaklarınızı sabit sağlam tutar. İnkâr edenlere gelince, yüzüstü kapanmak ve helak olmak onlaradır. Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bunun sebebi: Allah’ın indirdiğini beğenmemeleridir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır.” (Muhammed, 7-8-9)

 

Bunlar Halt ediyorlar:

 

Arapça’da Halt: karıştırmak demektir. Bir şeyi, bir şeye karıştırmak, halt etmek demektir. Yanlış ile doğruyu birbirine karıştıran insan, halt ediyor demektir.

 

Nice şık beyler, özel ekranlarda din adına halt ediyor, hizmet diye dinlerini feda ettiklerinin farkında değiller, karıştırıyor veya halt diyorlar. Rabbimiz:

 

“Allah, işleri bozanla düzelteni bilir.” (Bakara, 220)

 

“İyi bir işi kötü bir işle karıştırdılar.” (Tevbe, 102)

 

Din yaşamak için gönderilmiş, Dini yaşamaktan utananların, dinimizi kullanmaya hakları yoktur. Kaşıkla toplananı, kepçe ile dağıtmaya hiç hakları yoktur. Allah zerre miktarı hayrın ve şerrin hesabını bir gün muhakkak soracaktır.

 

 

 

 



Okunma Sayısı : 28585

Diğer Makaleler